Ah Behçet Ah ! - Komik Hikayeler - Hikaye , Hikayeler , Hikayeleri - Nazik.net
Hikaye, Hikayeler, Hikayeleri Online
Ziyaretçi
2
 

Sitede Ara Webde Ara
Tüm Arananlar
 
 
 
Komik Hikayeler



Ah Behçet Ah !
Kömür ve doğalgaz fiyatlarıyla doğru orantıda artan soğuklar her yıl olduğu gibi bu yıl da meydan okuyordu üç basamaklı bütçelere. Kimi dolabı boş bırakıp sobayı dolduruyor, kimi cimri baba yaftasını göze alıp kişi başı battaniye hesabı yapıyor, kimi de vurdumduymaz kel ayvaz misali ayaza sırtını dönüp altı saatlik eğlencenin tadına varıyordu. Bizim Kefiloğlu ailesi tam da üçüncü gruptakilerden bir örnekti aslında.

— Bak bu gazetedekiler daha iyi, en azından yemek veriyorlar.
— Hayır, canım hiç uğraşma, kararım kesindir
— İyi de bakmadın bile
— Nesine bakacağım, adı sanı duyulmamış yerler hepsi
— İyi de…
— Konu kapanmıştır, Prenses’e gidiyoruz!
— Ama…
— Behçet, sükût et!
— Peki hayatım

Çayının son yudumlarını kursağında biriktirip kahvaltı masasından kalktı. Omuzlarını dik tutası yoktu hiç, ama karısı dik durmadığını görse bir zılgıt daha yiyebilirdi ve en azından kapıdan çıkıncaya dek kamburluğunu sakladı. Elinde evrak çantası, üstünde siyah takım elbisesi ve karısının seçtiği pembe gömlek, ayağında bir maaşlık ayakkabılar, kolunda adını söylemeyi bir türlü beceremediği markada bir saat… Şeytan diyordu ki şu krem rengi kravatı fırlat at. Karısının görüş alanından çıkar çıkmaz elini cebine götürüp gözlüğünü çıkardı ve bir gören olur mu diye etrafına bakındıktan sonra taktı gözüne. Ah Behçet ah, bilemedi kimseler sana mı gözlüğe mi en çok günah.

Bir haftası kalmıştı yalnızca. Hidayet demişler ona, yedirir miydi öyle sabit mönüleri kendisine? Üstelik yerli içkiyle de yetinmez ve ne yapar eder en az bir şampanya, birkaç da başka ithal içki götürürdü sabaha kadar. Gelen malum, giden meçhulken ve elde yalnızca dört yüz on beş YTL kalmışken olacak iş miydi Hidayet’in Behçet’e ettiği?

Bankanın yoğunluğu her yılsonu gibi yine nefes aldırmaz boyuttaydı. Kravat sıkıyor, ayakkabı saldırıyor, saat inadına uyuşuk… Garip Behçet bekliyor da bekliyor öğle arası gelsin diye. Düğmeye bastı ve sıradaki müşteri bankonun önünde belirdi zınk diye. Banka . kartını, kimliğini, sıra numarasını, elektrik faturasını, kızının fotoğrafını uzatıverdi şak diye. Sonuncusunu müşteri de anlamamıştı elbet, onca evrakın arasında karışmıştır deyip geri aldı bir hamleyle. Nerden bilecek, Behçet her gördüğü kadını Hidayet sanıp paniğe kapılıyor. Bir hışımla doğruldu bizim garip ve bastı feryadı.

— Eyvah! Elbise, ayakkabı, kuaför… Eyvah . eyvah!

Zaman durdu, herkes susa vurdu, gözler Behçet’e bakar oldu. Asıl şimdi kamburun zamanıydı; büküldü, büzüldü, kızardı, sarardı, koltuğuna doğru yavaşça alçaldı… Başka tek kelime etmeden günü tamamladı.

Hidayet’e görünmeden evin iki sokak ötesine bıraktığı arabasına ulaşmak üzere, otobüs durağına doğru yürüyorken düşünceler boy boy poz vermeye başladı zihninde. Öyle dalgın, öyle uzaktı ki bedeninin olduğu yerden; az kalsın çarpıyordu önündeki koca reklâm panosuna. Şöyle bir silkindi ve bir anda çarenin tam da karşısında durduğunu fark etti. İhtiyaç kredisinden daha büyük dost olabilir miydi? Bütün akşam ve gece sadece yeni dostunu düşündü, hesabının ayrıntılarını da yaptıktan sonra . rahat ve derin bir uykuya daldı.
Krediyi aldı, Hidayet’i baştan aşağı donattı ve sonunda büyük gece geldi çattı. Hidayet mutlu, Behçet onurlu, araba doyumlu… Otele vardıklarında görevli hemen sağ kapıyı açtı ve sol kapıdan inen Behçet’e doğru elini uzattı. Anahtarına veda eden Behçet, karısının üzerinde kürküyle salınışından teselli bulup . merdivenleri çıkmaya başladı. Asıl kapıya gelmişlerdi nihayet ve sonrasını düşünmenin hiçbir faydası yoktu artık. Yine de bir umut bekledi Behçet bir süre

— Behçet ne bekliyorsun canım?
— Hiç hayatım, ne kadar güzel olduğuna bakıyordum
— Hadi, bırak sululuğu da girelim artık
— Peki hayatım.

Oturdukları binanın yarısı . yükseklikte bir tavan, her biri evdeki mobilyaların toplamı değerinde avizeler, emekliliğinde bile düşleyemeyeceği parlaklıkta yaldızlı sandalyeler ve daha neler neler… Nefesin bile hesaba ekleneceğini düşünüp sessizce oturdu onlara ayrılan masaya ve işte kâbus başlıyordu. Garson geldi, mönüyü uzattı, birkaç adım geri gidip beklemeye başladı. Sipariş, Behçet’in yüzündeki nem oranını bir anda arttırdı.

— Ne dersin hayatım, bence şundan yiyelim.
— …
— Yoksa şu mu olsun, haklısın bu daha iyi. En azından ıstakoz salatası iyi gider yanında. Peki, ne içeriz?

Tabaklar geldi, onlar gidince başkası ve sonra bir diğeri… Behçet küçüldükçe hesap büyüyor, Hidayet’in istekleri ise seviyeyi koruyordu. Yeni yıla girmeye dakikalar kalmıştı artık ve garson o saate kadar sakladığı müthiş vuruşunu yaptı sonunda.

— Hangi şampanya olsun efendim?
— Şampanya mı?
— Behçet hayatım Dom Perignon alalım mı?
— Güzel seçim hanımefendi, diyen garson Behçet’in cevabını beklemeden uzaklaştı acilen.

Yüksek tavan yavaşça alçalmaya başladı bizim garibin olduğu yere doğru, avizeler sallanıyor, sandalyeler dans ediyor, halılar bir kalkıp bir seriliyor, müzik son sürat geçiş yapıyordu gözlerinin önünden. Şampanyanın patlama sesiyle irkildi aniden ve masadaki diğer iki şişeyi gördüğünde gözleri fırladı yerinden. Bir çalım attı kendisini piste, aldı solistin elinden mikrofonu, temizledi boğazını ve çıkardı kravatını. İşte şimdi Behçet’in sırasıydı.

— Garson! Şampanya açın buraya.

Yetmedi bu, pistte dans edenlere göz gezdirdi yüzünde gülümsemeyle ve bir vuruş daha yaptı peşine

— Herkese birer içki benden

Dayanamadı Hidayet, göz göre göre gidiyordu koca bir servet. Sandalyesinden kalktığı gibi kocasının yanında aldı soluğu. Önce mikrofonu kapmaya uğraştı, faydası olmadığını anlayınca koluna girmeye çalıştı. Gözü dönmüş Behçet’i Hidayet bile durduramıyordu bu kez. Şarkı söylüyor, pistteki diğer kadınlarla sırasıyla dans ediyor, gülüyor, içiyor, içiyor, içiyor…

Hidayet durdu, derin bir nefes aldı, bakışlarını kocasına kilitledi ve olan gücüyle haykırdı:

— Behçet! Ne demek oluyor tüm bunlar, nedir bu hiddet?
— Yeni yılın kutlu olsun Hidayet! Kalmadı bende medet. Üzülme, vardır elbet tüketecek başka bir Behçet!

Ekleyen: Çiğdem - 13.01.2009 - 805 Okuma - 4 Yorum
« Önceki Sonraki »
Bu Hikaye Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?
 
Bu Hikaye İçin Yorum Yapılmadı. İlk Olmak İster misin?
İsminiz
E-Mail
Yorum
 
.
Komik Hikayeler
İki Dağcı
Önemli Formüller
İddaa
Boyu Kısa
Patates Tarlası
İş Başvurusu
Sarışınla Soru Düellosu
Okula Gelen Müfettiş
Soba Borusu
Cebimdeki Paranın Yarısı
Ah şu Eteğim
Sigara Içerken Yakalanan
Şarkı Isimlerine Dikkat
Genel Müdür Yardımcısı
Ünlü Rıza Hoca
Sarı Kartmı? Kırmızı Kart
Printer
Kamyonun Tıra çarpışı
Ah Behçet Ah !
Siyah Kurdelâ
Tüm Komik Hikayeler
 
 
Copyright © 2010 Nazik.Net Her Hakkı Saklıdır. | Araba oyunları | Fırınlar | Masal | Site Haritası