O zaman, orta ikiye gidiyordum galiba hayvanları çok seviyordum, at arabası sürücülerinden bazısının, atları insafsızca kamçılaması, köylerde, bazı köylülerin, yemden tasarruf etmek için yaşlanan işe yaramayan aygırları, kısrakları, yazıya başıboş bırakmalarına isyan ediyordum, bir gün çarşıdan eve gelirken, sokakta serseri mayın gibi gezen, beyaz tüylü, ama tüyleri tozdan, kirlenmiş, gözlerinin önüne beyaz halkalar bulunan bir enik buldum kucağıma alıp eve getirdim. annem, aaa o pis köpek yavrusunu katiyen eve sokmam dedi yalvar yakar, gönlünü ettim. Bu eniğe bir ad bulmalıyım dedim , düşündüm , taşındım sonunda karar verdim apal olacaktı köpeğimin adı ve ona kümesin yanında taştan, küçük bir kulübe yaptım sonra, köpeği ılık su ve sabunla güzelce yıkadım, bizim köpek yüzüne bakılacak hale gelmişti. Okuldan gelince, çantamı bir tarafa atarak köpek yavrusunun yanına gidiyordum. Apal, beni görünce ayakkabılarımı ısırıyor, küçük siyah burnuyla sonra garip sesler çıkarıyordu yağmurlu gecelerde onun acı acı çenilediğini duyardım, annemden korkmasam, onu yanıma getirir, yatağıma alırdım ama, ertan ! Şu pis hayvanı ,yine mi içeri getirdin diye beni azarlayacağını biliyordum sırtıma , paltomu geçirip, annemle babamı uyandırmadan hafifçe kapıyı çekip çıkar , köpek yavrusunun yanına giderdim küçücük gövdesi titrerdi sanki, benim içimden anlarmış gibi, hayvanlara mahsus bir iç güdüyle, `hev hev ` diye kısık bir sesle havlardı apal, yavaş yavaş büyümeye başlamıştı erkek köpek yavrusu olduğu için, eş aramak için, bazen avlu kapısından dışarı çıkar, sonra kendisi gibi bir eniğe rastlamadığı için döner eve gelirmiş annem keşke kaybolsa da ben de kurtulsam diye söylenirdi. Çarşıda , kasap reşitin dükkanına uğrayınca, et alırken, usta kemik parçası var mı ? derdim kasap Reşit, babamın, domino arkadaşıydı kahvede bazen domino oynarlardı bana gel bakalım, muallim çocuğu derdi. Sen de okuyup baban gibi bir muallam olacak mısın ? İnşallah reşit amca derdim. Biliyor musun ertan, bir çift güvercinim var, yavrulasın, süt beyaz olanları sana vereceğim derdi. Reşit amca da, güvercin hastasıydı , ahırında, gaz tenekesinden güvercinlerine yuva yapmıştı her çeşit güvercin vardı, paçalı, takla atan gurul gurul sesler çıkarırlardı. Ertan dinle ! İşte bunlar beni yaşatıyor derdi. bende de köpek sevgisi var Reşit amca, hem de hastalık derecesinde derdim. Lafa daldık, senin kemikleri unuttum derdi. Sonra, naylon bir poşete, . kemikleri koyar ağzını düğümlerdi. Etle beraber, bir paket yapar elime verirdi babana selamımı söyle derdi. Apalın önüne kemikleri atmak için, oyalanmadan eve geldim kimbilir ne kadar sevinirdi ? ama, köpeğim, kulübesinde yoktu anneme, köpek yavrusunu sen mi attın anne dedim. Annem, oğlum vallahi benim haberim yok avlu kapısını enik çıkar diye hep kapalı tuttum dedi . Apalı her yerde aradım, yoktu yer yarılmış ta içine girmişti sanki mahalledeki çocuklara sordum Ertan abi belediye Çöpçüsü kör tevfikin elinde bir paket vardı, içinde galiba, zehirli hamur vardı belki de o zehirlemiştir dedi sokakta , zehirlenmiş köpek leşleri yatıyordu bunların içinde de yoktu . Apal bir oğlan, gazhane sokağının çöplüğünde , bir enikleşi gördüm , o apaldı galiba dedi sokağa gittim, çöplükte, karnı şişmiş, ağzından kan gelmiş, bir enik yatıyordu oturdum hıçkıra hıçkıra ağladım ordan geçen , genç bir teyze, elleri kırılası, şu küçük enikten ne istediniz diye söylenerek geçip gitti...
Apalı kucağıma aldım, eve getirdim bahçede bir köşede, küçük bir çukur kazarak, apalı oraya gömdüm o yaz, hep apalı düşündüm sanki çok yakınımdan birini kaybetmiştim .
Hayvanlar, insanlardan daha dosttur !
|