Bir gün bir zat eşeği üzerine buğday yükler ve öğütmek üzere değirmene gider. Devamını kendisi şöyle anlatıyor;
`Tam buğdayı eşekten aldım, eşek kaçtı. Ardından benden bahçe kiralayan komşum geldi. `Bu gün nöbet senin, bahçeyi sen sulayacaksın, sulamazsan nöbet geçer` dedi.
Günlerden cuma idi. Kendi kendime `cuma namazı bu olanlardan daha sevimli` dedim ve hepsini bırakıp cuma namazına gittim. Evime döndüm birde ne göreyim, bizim değirmendeki buğday öğütülmüş, hamur bile pişirilmiş, ayrıca tarla sulanmış, eşekte eve dönmüş.
Merak edip hanıma sorunca hanımım;
`Bizim komşu değirmene gitmiş, bizim çuvalları kendi çuvalları zannederek öğütmüş, eve getirince o çuvalların bizim çuvallar olduğunu anlamış, ben de gidip oradan evimize getirdim. Tarlaya gelince; su komşunun tarlasına gelince dolup taşmış bizimki de sulanmış` dedi.
Bende bunları görünce taat ve ibadet üzerine devam ettim` dedi.
|