|
Güvercinin telaşlı kanat çırpışında ki ses mi? Yoksa, Kelebeğin kanadında ki inadına sessiz bir çığlık gibi mi? Ya da, tuz-buz olan bir sırçanın haykırışı gibi asıl bir mi? Nasıl bir sestir ki, perişan eder bizi duyduğumuz da?Ne kalpler kırdık bilmeden ya da bile bile , ne setler koyduk aramıza bu . kırılmış kalplerden de, sonra aşmaya çabaladık durduk çok dokunmak istedik ,kendi ellerimizle kurduğumuz setler engel oldu yine kendimize... Oysa, nasıl da kolaydı yıkı vermek han duvarlarını sıcacık bir gülümseme , içten bir gözle birleştiğinde eritmez mi en büyük bulutları? Esirgedik birbirimizden maliyeti sıfır olan gülüsemelerimizi kolay geldi bencillik en dar anlarda koyuvermek koyup kaçıvermek. Kaçarken bakmamak ardımıza ya da, bakıp da görmemek, görmek istememek, her ne varsa oysa, ne kolaydı düşmanlığı yok etmek ,sıcacık bir gülümsemeyle olmaz dedik o bana düşman demedik bile hiç korktuk belki de yanılacağımızdan oysa hayat ne de kısa, düşünmek için bile vakit yokken bile bile zehir ettik günlerimizi kavgalarla, itişip kakışmakla harcadık dünlerimizi, ziyan ettik hem düne, hem bugüne, hem de yarınlarımıza...
Sahi kalp kırıldığında nasıl bir ses çıkarır?
Ben de ne zaman dinlesem bir cam parçalanışı hissediyorum.
Peki ya siz???
|