Yine kağıt kalem elimde, masada ılık bir türk kahvesi, kültablasında izmaritler cirit atiyor.
`Gecemdeki sensizlik çabası` , karanlıkta yüreğimin yazdığı sözler yalvarırcasına.
......Dön lütfen........
Radyo`da ceceli......
YARABBİ DUY , DUYUR SESİMİ ANLAMIYOR ÇARESİZLİĞİMİ YARABBİM YETİŞ YARABBİM.
Bir dem daha bitiyorum. Seni bana ne getirir diye düşünüyorum. Düşünmek bile saçmalık cevap hazır `hiç birşey` imkansızım benim . sen mi bu kadar özelsin, benmi bu kadar acizim. Bu seninle üçüncü hikayem sen hariç belki Ayşe, Fatma, Ali, Veli kısacası bir kaç yaralı yürek okuyor. Sana yazılan bu satırlardan sadece sen bir habersin. İyiki öyle hırs yaptım şımartmayacağım seni. Ne mutluki bana bu mektuplardan hariç başım dik sana karşı, böylesine senle yoğunlaşmışken yok olduğumu fark etmiyorsun ya zafer benim aslında ...
` Ne zaferi be can ben paramparcayım `
Sevgili sana son bir hikaye yazacağım içinde sen olmayan ,senin aşkın olmayan, senden hiçbir iz kalmayan { BU MÜMKÜN OLURMU DERSIN }
Üç hikayenin kahramanı sen oldun ya, dördüncü hikayede senin nasıl unutulduğunu, benim baskasıyla mutlu oluşumun ödülünü sensiz yok olduğum gecelere sunacağım. Bunu yine hiç tanımadığım yürekler okuyacak belki, ama sen iliklerine kadar tanık olacaksın. Hani beni biranda baskasıyla unuttuğunun rövanşını alacağım.
Bu yaralı, bu buğulu gözlerle ....
Şimdi ;
AHTIM HAYATLA , AHIM BİR SENDE ...